ÖZLEMİŞİZ

Ligde bir varız bir yokuz, Avrupa’da işimiz sayısala kalmış. İki tek atmadan bu futbol çekilmez diyerek maç öncesi klasikleşen mekanlardan Kazan’da buluşuyoruz arkadaşlarla. Her hafta olduğu gibi Beşiktaş’ı bir kaldırıyoruz bir indiriyoruz kadehlerimizle beraber. Boşa koysak dolmuyor, doluya koysak almıyor. Eskiden şarkılar eşliğinde içkimizi yudumladığımız, hatta tezahüratlara katılmaktan yudumlamaya fırsat bulamadığımız mekanda tat yok bu sefer.

Dolmabahçe’nin o ağaçlıklı yolunu kim bilir kaçıncı kez hangi düşünceler içerisinde yürüyorduk. Stada geldiğimizdeki doluluk, sevgisinden vazgeçemeyenlerin kalabalığı yalnız olmadığımızı hissettiriyordu bize. Güzel günler geri gelecek diyerek yerimizi aldık tribünde.

Sıkıntı dolu bir yarım saatin ardından peş peşe gelen goller sanki geçmiş haftaların acısını çıkartıyordu. ‘Bu Zenit maçı için, bu Fener maçı için’ der gibi tam üç kez havalandı fileler. İlk kırk beş dakikanın sonunda yerlerimize çökerken içimizden birazını da haftaya saklamalarını geçirdik açıkçası. İkinci yarı da bizimkilerin de zaten böyle bir havada olmaları gayet doğaldı. Girenler çıkanlar, eski topçumuzdan yenen bir gol sonucu değiştirmedi. Tribünler de skorun rehavetin de kah haftaya göndermeler yaptı kah vazgeçilmez aşkına taptı;


Aşk değil, sevgi değil, Beşiktaş’ım delilik bu.
Her şeyim senle dolu, yok ki bunun başka yolu..


BEŞİKTAŞ J.K. : 3
V.Manisa : 1

Badem