İNÖNÜDE HÜZÜNLÜ BİR BEŞ ÇAYI

"İstanbulda bu son maç sevindirin bizleri..." nameleri aklımdan çıkmıyordu pazar günü.Eskiler aklıma geliyor,sezona büyük ümitlerle başlayıp burukluklarla bitirmenin acısıyla,sezonun son İstanbul maçlarında yapılan nostaljiler,eski iyi günleri anımsamalar.. Benim için bu tip maçlar herzaman ayrı bir anlam taşıyor.

Sebat'ın iddiasının devam ettiği fakat bizimkilerin çoktan tatile çıktığı bir maç öncesi tribünde herzamanki gibi yerimi alırken etrafıma bakarak hayıflanıyorum kendimce.Boş demek içimden gelmiyor bu veda maçımız öncesi tribünler için.Ben tenha demeyi yeğliyorum.O sırada aklıma geçmiş sezonların son maçları geliyor.Şöyle kabaca zihnimden geçirip bir hesap yapıyorum.Göztepe,Antalya,Sakarya vs... hepsi gündüz maçı ve rakiplerin kümede kalma savaşı verdiği fakat bizler için çoktan bitmiş sezonlar..Daha bu eski maçları anımsamaya devam ederken başka bir düşünce şimşekler patlatıyor kafamın içinde.Belkide Ağustos sıcağını hatırlatan güneşin yakıcılığı.Güneşin böylesine kuvvetli olduğu,yazın sonlarında dolu tribünlere merhaba diyerek başlanılan sezonlar "içinde yağmur,çamur,kar,kış,deplasman vs." uzun ve yorucu bir maratonun ardından emeklerin meyvası alınamadan biten tekrar başa dönülmüş kısır bir döngü! Ben bu düşünce ve anılara dalmış tek başıma yolculuk yaptığımı sanarken,kulaklarımda eski maçların tezahüratları yankılanmaya başlıyor."1,2,3 gol yetmez 4,5,6 olsun..."
O an anlıyorum bu yolculukta tek başıma değilim.Stadyumda bulunan çekirdek gerçek Beşiktaş taraftarıda benimle birlikte eskileri anıyor,bazılarına gönderme yapıyor. Anlayana...
Bitsede gitsek havası hakim staddaki seyircilerin suratlarında.Kötü gün dostu misali bu veda maçına gelmiş Beşiktaş seyircisine sahadaki Kartalların teşekürü özürlerinden beter.Taraftar daha fazla dayanamıyor bu görüntüye.Maçın bitmesini beklemeden 65. dakikada son kez bir üçlü patlatarak stadı terk ediyor,ağustos güneşiyle merhaba diyene kadar.Bu davranışındada var hiç kuşkusuz bir sitem,gönderme.Anlayana...

Ben geçiyorum kapalının köşesine,çıkamıyorum staddan dışarı.Daha doğrusu çıkış kapısının eşiğinden adımımı atamadan geri dönüyorum tribüne.Kalbimde,zihnimde karma karışık.Bilmeyenlere Ağustos ayında vatani görevime gideceğim.Önümüzdeki sezon yokum,ikinci evimden uzun bir süre belkide çok uzaklarda olucağım.Eğer izleme şansım olursa sadece TV karşısında özlem gidereceğim.Geçiyorum kapalının yeni açık köşesine.Ortası boş kalmalı!
Stadyumda çıt çıkmıyor,çekirdek sesleriyle futbolcuların birbirlerine seslenişi dışında. Pankartlara bakıyorum,anılarımı tazeliyorum,evimizin havasını soluyorum depolarcasına. Numaralıya,eski açığa,üç kata ve istemeyerekde olsa kapalının ikinci katına bakıyorum. Locaları görmüyorum bile.Eski kapalıyı canlandırıyorum zihnimde. Sıra yeni açığa astığım pankartları toplamaya geliyor.Skorbord 80. dakikayı gösterdiği sırada.İstemeyerekde olsa görev zamanı geldi çattı.Çoktan açılmış kapılardan çıkıp,yeni açığa giriyorum Sinan kardeşimle.Başlıyoruz yavaş yavaş çözmeye pankartların iplerini. Bu sırada kulaklarımda tekrardan birşeyler yankılanıyor...."Askere gidiyor bizim oğlan" tarzı bir şarkı.Kafamı kaldırıyorum 50 kişi bağırıyor bana bakarak.Diyorum askere gideceğimi nereden biliyorlar ki?Meğersem yeni açıktaki "Mustafa da" gidiyormuş askere..Gözgöze geliyoruz,ikimizde sözleşmiş gibi aynı anda asker selamı çakıyoruz karşılıklı.
Elveda demiyorum,Allahın izniyle kaldığımız yerden devam ediceğiz BEŞİKTAŞ....

NOT:Beni tanıyan,tanımayan herkese sevgilerimi sunar,sağlıcakla kalmanızı dilerim.Asker dönüşü görüşmek üzere...