Son Bir Şans Daha Var

Yorucu bir cuma günü, okul da bitmiş, finallere de var birkaç gün daha. Herkes kendi dalgasında, kimi atmış kendini doğru İstiklal'e, kimi uzanmış çimlere bezgin suratlarla muhabbet ediyor. İşte bendeniz de o çimlere uzanıp mayışıp kalmış olanlardan. Saat 18.15’i gösteriyor. "Akşam içelim mi?" "dağıtalım mı?" derken bir telefon. DJ arıyor. "Abi nerdesin?" diyor. "Abi çimlerdeyim!" "nasıl yani,basket?" İçimden, ne basketi, ben olmuşum basket diyorum ama tek cevabım,"toparlanabilirsem oradayım ağa". O miskin, o halsiz vücudu, aslında desteğin kralını hak eden, sudan bahanelerle yalnız bırakılmayacak takım için dikiveriyorum ayağa. Beyler bayanlar ben kaçar! Alen Abi de bizi bekler şimdi ayıp valla...

Maç başladıktan 10 dk. sonra içerdeyim. Tayfa çoktan yerini almış. Her köşe pankartlarla süslenmiş. 10 sayı geride takım ama destek hiç azalmıyor, çünkü inanılmış bir kere galibiyetlere, şampiyonluğa. Durum 7-17. Olsun, Şarapçı döndürür şimdi maçı veya Pascal El-Amin alır şimdi sazı eline. Dakikalar dakikaları kovalıyor. Fark kapanacağına açılıyor! Daçka üçlükleri peşisıra yolluyor! Biz ise yine üçlük krizindeyiz! Onlar atıyor, biz uyduruk, şahsi gayretlerle gelen basketlerle karşılık veriyoruz. Tezahuratlar yavaş yavaş küfüre kaçıyor.. Tansiyon giderek artıyor.Yan taraflar hakeme ve rakibe baskı görevini yine yerine getiriyor. İşte Daçka’dan Cüneyt yan çizginin önünde yere düşüyor! Tükürük suratına yapışıyor anında! Pota arkalarında henüz polis yok, her faul kararında aşağıdayız! Artık Alen Abi bizi yukarı çıkartıyor ama bakıyorum o da dönüp hakeme sallıyor bir yandan! İlk yarı bittiğinde 16 sayı fark, ama hala umutlar tükenmemiş, ne maçlar çevrildi burada, elbet yine kazanırız havası hakim salonda.
İkinci yarı başladı işte. Yine sahte bir kıpırdanmadan ötesi yok takımda. Bir anlam veremiyoruz, ne olmuş bu takıma, bu yabancıları ilk defa görsek, gönderin hemen yenisini alın diyeceğiz! Sonra nasıl olduğunu anlamıyoruz, şeref tribünü yanında yumruklaşmalar! Meğer Daçka basketlerine sevinen bir tip varmış orada. Mimlenmiş ve saldırıya mağruz kalmış..Keriz işte. O ana kadar, maç kopmuş gibi ama 18’e kadar çıkmış farkı yavaş da olsa kapatmaya başlamışız. Kavgadan sonra, belki de onun da etkisiyle, rakip basketçilerin konsantrasyonu dağılıyor, işte Eric pota altından 2 basket daha buluyor ve başlıyoruz tekrar Dikilitaş’ı inletmeye. Ayuso üçlüğü sokunca fark bir anda 6’ya düşüyor. Coşmuşuz bir kere, onların hemen cevap verdiği üçlüğü bile göremiyoruz! Sonra Ayuso yine kahramanlığa soyunuyor ve fark anında yine açılıyor! El Amin ve Mustafa Abi de gününde değil.

Geri kalan dakikalar ise tam bir işkence. Kendi sahamızda bu sezon ikinci kez mağlubuz Daçkaya. Neyse, salı günü Ayhan Şahenk’teyiz deyip ayrılıyoruz ama içimizi bir karamsarlığın kapladığı da gerçek.Şampiyonluk umarken ilk turda elenmekmi?Aman ha Allah göstermesin!!!

APAÇİ